Fakirlik insanı delirtir…

0
103

“Fakirlik insanı delirtir”
Bu cümleyi, 5 dakika önce dizüstü bilgisayarımın word bölümüne yazdım. Şu an boş boş bu cümleye bakıyorum, devamını nasıl getireceğimi bilmeden.
Fakir insanların nasıl yaşadığına hiç dikkat etmedim veya etmek istemedim. Görmezden geldim. Ta ki sosyoloji öğretmenimizin verdiği ödeve kadar. Bizden sokakta yaşayan bir insanla sohbet etmemizi ve hissettiklerimizi yazmamızı istemişti. Notlarımızı büyük ölçüde etkiliyordu bu ödev. Herkese göre basitti ama benim için oldukça zordu. İlk başlarda altından nasıl kalkacağımı bilemedim ve erteledim. Ödevin süresi bir haftaydı fakat ben ancak 6.günün sabahında harekete geçebildim. Yani bu sabah. Okul çıkışı caddeyi geçtikten sonra bir park vardı ve o parkın önündeki kaldırımda oturan yaşlı bir dede. Yanında hep yarısı suyla dolu ve içinde çiçekler olan bir çay bardağı bulunurdu. Bana gizemli geldiği kadar korkutucu gelirdi bu durum. Her ne kadar korksam da ödev için bunu yapmalıydım. Karşıdaki büfeden 2 ekmek arası alıp dedenin yanına gittim. Çok çekiniyordum içimde fırtınalar kopuyordu sanki. Her şeye rağmen gülümsedim ve “Bana eşlik eder misiniz?” Diye sordum. O da gülümsedi ve uzattığım ekmek arasını aldı. Yakından bakınca farkettim aslında temiz bir yüzü vardı. 70 yaşlarında gözüküyordu. Konuşmaya başladık. Konustukça çekingenliğim azaldı. Her gün onu burada gördüğümü, hayatının nasıl geçtiğini, neden bu parkın önünde oturduğunu, aklımda ne varsa sordum, yoldan geçerken bizi şaşkınlıkla ya da gülümseyerek izleyen bakışlar arasında. Eşiyle ilk kez bu parkın önünde karşılaşmış. Çiçekleri çok seven bir kadınmış. “Ayrım yapmadan her türlü çiçeği severdi, çünkü çiçeklerin insanları mutlu ettiğine inanırdı” dedi. Evlenmişler, çocukları olmuş ama hastalıktan ölmüş. “Bakamadık elimizden kaydı gitti” gözleri doldu bu cümleyi dile getirirken. Bir daha da çocukları olmamış. Çok zor şartlarda yaşamışlar. 5 yıl önce eşinde böbrek yetmezliği başlamış. “Ne ilaçlar, ne diyaliz hiç birine gücümüz yetmedi. 2 yıl önce bir sonbahar günü toprağa verdim her şeyimi” dedi ve hıçkıra hıçkıra ağladı. Bir süre sessizce onu izledim, hüznünü, mahcubiyetini. Eşine karşı yapamadıklarından dolayı mahcuptu sanırım. Konuşmak istedim konuşamadım, sonra müsaade isteyip kalktım yanından.
Eve doğru yürümeye başladım, yol boyu dedenin anlattıklarını düşündüm. İçimde bir şeyler düğümlenmişti sanki.
Şimdi odamda “Fakirlik insanı delirtir” cümlesiyle bakışıyoruz.
Evet, fakirlik insanı delirtir. Çünkü her insanın sahip olması gereken temel ihtiyaçlara ulaşmamızı engeller. Bize çaresizliği hissettirir ki çaresizlik delirmek için başlı başına bir sebeptir. Bizi kaygılandırır. Bu dünyanın adaletsiz olduğunu dibine kadar hissettirir. Düşünsenize bir tarafta hükümdarlar arasında özellikle Islam Devletlerinin hükümdarları arasında milyon dolarlık hediyeler havada uçuşurken, diğer tarafta tedavi olamadığı için parasızlıktan ölen insanlar.
Edebiyat öğretmenimiz hep “Dünya’da iki temel problem vardır biri eğitimsizlik diğeri fakirlik” derdi. Şimdi idrak ediyorum bu cümlenin anlamını. Aklıma daha küçük yaşta çalışmak zorunda olan çocuklar geliyor. İki problem de birbiriyle öyle bağlantılı ki biri bitmeden diğeri bitmiyor. Düşündükçe ağlamak istiyorum, elimden gelebilecek şeyler o kadar sınırlı ki. Ama söz veriyorum kendime bundan sonra sokakta gördüğüm evsiz insanlarla oturup sohbet edeceğim ve elime imkan geçtikçe o insanlara yardım etmeye çalışacağım.

Gülnihal

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here